top of page

RİSKLERİ YÖNETMEK




Motosiklet sürmeyenlerin çoğu bu işi sadece tehlike üzerinden değerlendiriyor. “Çok riskli” diyorlar. Evet, risk var. Zaten bunu inkâr etmenin bir anlamı yok.

Ama motosikletin meselesi sadece tehlike değil.

Bence motosikletin insana verdiği en güçlü şeylerden biri, gerçeklik duygusu.

Çünkü motosiklet size yalan söylemiyor. Sizi dört tarafı kapalı bir kabinin içine koyup dışarıdaki dünyadan ayırmıyor. Yolun sıcaklığını, soğuğunu, rüzgârını, yağmurunu hissediyorsunuz. Zemini hissediyorsunuz. Trafiği hissediyorsunuz. Hatta bazen kendi hatanızı daha hata olmadan hissediyorsunuz.

Motosiklet size sürekli şunu söylüyor:

“Buradasın. Dikkatini ver.”

Ve dikkatinizi verdiğiniz anda başka bir şey oluyor.

Telefon yok. İş yok. Günün derdi yok. Dün yok, yarın yok. O anda sadece yol var, motosiklet var ve sizin vereceğiniz kararlar var.

Belki de motosikletin insana kendini bu kadar canlı hissettirmesinin nedeni tam olarak bu.

Çünkü burada yaptığınız şeyin bir karşılığı var. Yanlış bir kararın sonucu olabiliyor. Bu da sizi daha dikkatli, daha uyanık ve daha odaklı olmaya zorluyor.

Ama burada çok önemli bir ayrım var.

Riskin varlığı, risk almanız gerektiği anlamına gelmez.

Tam tersine.

İyi sürücülük, tehlikeye meydan okumak değil; tehlikeyi mümkün olduğunca erken görmek ve daha oluşmadan yönetebilmektir.

İşte eğitim de tam burada başlıyor.

Eğitim size cesaret vermez; zaten cesaret çoğu zaman kolay bulunuyor. Eğitim size bakmayı, görmeyi, düşünmeyi ve doğru zamanda doğru kararı vermeyi öğretir.

Daha hızlı gitmeyi değil, daha erken fark etmeyi öğretir.

Viraja daha hızlı girmeyi değil, o virajı daha doğru okumayı öğretir.

Tehlikeyi son anda kurtarmayı değil, mümkünse o tehlikenin içine hiç girmemeyi öğretir.

Benim için güvenli ve ileri sürüşün özü budur:

Motosiklet size ne kadar canlı olduğunuzu hatırlatır. Eğitim ise o canlılığı mümkün olduğunca uzun süre yaşayabilmeniz için vardır.




 
 
 

Yorumlar


bottom of page